Merkel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Merkel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2014 Cuma

Almanya ve İsrail

Yeni Şafak, 18 Temmuz 2014 

Merkel'den Gazze'nin yerle bir edilmesine destek

İsrail'in Gazze'ye yönelik kara harekatı devam ederken, Almanya'dan 10 gündür sivilleri katleden İsrail yönetimine açık ve net destek geldi. Almanya Başbakanı Merkel, "Biz İsrail'in tarafındayız" dedi.


''Almanya Başbakanı Angela Merkel, yaptığı açıklamada, İsrail'in Hamas tarafından tehdit edildiğini iddia ederek, "Barış için iki taraf da tavizler vermeli ancak kendini savunma hakkı söz konusu olduğunda biz İsrail'in tarafında yer alacağız" şeklinde konuştu.'' (...)




24 Mayıs 2014 Cumartesi

Alman Medyasının Hiç Değişmeyen Halleri

22 mayıs, 2014 Perşembe, Ardan Zentürk, Star Gazetesi: 




(...)''Alman medyası, o dönem, nisan veya mayıs aylarında mutlaka, Türkiye’de salgın hastalık veya hijyen dışı görüntüler kullanarak turistin tercihlerini belirleyecek kampanyalar yapıyordu. Berlin, Frankfurt ve Ankara’daki yetkililerle konuştum, ortak söyledikleri şuydu: “Turizm mevsimi öncesinde İspanya, İtalya ve Yunanistan’dan bu medyaya çok para akıyor, hedefleri, Avrupalı turiste ortak olmamızı önlemek, kampanyanın sonunda ucuz turlar bize kalıyor, ataşelerimiz çaresiz...”
Rakiplerin bununla da yetinmediğini söyleyeyim...
Her turizm mevsimi öncesinde o dönem, PKK’nın patlattığı bombalar Antalya ve Marmaris’te oldu. Saftık, bunu örgütün, Türk ekonomisini baltalamak için yaptığını düşünüyorduk.'' (...)



(...)''Bir de, kendi yöneticileri için tek kelime yazmayan, sokak gösterilerinde kendi polisinin orantısız güç kullanımı görüntülerini bizim televizyonlardan izleyen Alman meslektaşların Yunanlı dostlar gibi uyanık ve kıvrak olup olmadıkları, Merkel’in örtülü ödeneğindeki durumun ne olduğu da ayrı bir merak konusu. Adamın memleketinde 11 masum derin devlet bağlantılı neo-nazi çete tarafından  öldürülmüş, mahkemesi komediye dönmüşken, işi gücü bırakıp Soma’ya yığılıyorsa, gazetecilik işte, merakım büyüyor...
Anladınız siz beni... ''

6 Mayıs 2014 Salı

'Bu Almanya'yı bilmek lazım.'

Benim takip edebildiğim kadarıyla, İstanbul Üniversitesi öğretim görevlisi Cemil Ertem, ülkemizde 'Türkiye düşmanı Almanya devletinin karakterini' en iyi irdeleyen aydındır. Dolayısıyla bu blog sayfasında düşüncelerine çokça yer verilen Cemil Ertem; ' 4. Reich idealinin peşindeki Almanya devletine ' sık sık dikkat çeker. Bunun Türkiye'ye doğrudan kötü etkisini; çevre coğrafyalarda yaşanmış katliamların en büyük sorumlusu olmasını ve Türkiye'nin dolayısıyla da insanlığın yürüdüğü yolda Türkiye'ye takoz olma şeklinde ortaya çıkan Alman devletinin karakteristiğini ise, yakın zamanda, aşağıdaki iki köşe yazısında net ortaya koymuş. Almanya ve onun bugüne kadarki birikimi olan ve Yusuf Kaplan'ın ifadesiyle ''Türkiye'nin sinir uçları'' üzerinde yıllardır çalışan, 4. Reich peşindeki Alman devleti ile ilgili Cemil Ertem'den ve diğer Türk aydınlarından da notlar, ileride de sık sık, kitaplarından ve köşe yazılarından burada paylaşılacaktır, buyrunuz:


''Örneklerle bir sefaletin panaroması'' yazısından, 2 Mayıs 2014;

( http://haber.stargazete.com/yazar/orneklerle-bir-sefaletin-panoramasi/yazi-877849 )


Buna bağlı olarak Türkiye’nin, aslında yalnız şu son üç yılda yaptıklarının bile, 2. Dünya Savaşı öncesi dünyada, Almanya için bir savaş nedeni olacağını, Almanya’nın, ayağına Türkiye’nin nasıl  Doğu Avrupa’da, Ortadoğu’da, Kafkaslar’da bastığını hiç bilmiyorlar.








''İnsanlığın Alman devleti sorunu ve işbirlikçileri'':

( http://haber.stargazete.com/yazar/insanligin-alman-devleti-sorunu-ve-isbirlikcileri/yazi-876957 )

30 Nisan 2014

''Almanya Cumhurbaşkanı’nın, hem Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısında hem de ODTÜ’de yaptığı, diplomatik temayüllere de pek uygun olmayan, konuşmasını Joachim Gauck’un siyasi kimliğine, yetiştiği ideolojik ortama bakınca kendi subjektif görüşleri olduğunu sanabilirsiniz; ancak bu, kesinlikle doğru değil. Gauck’un çok kolay benimsediği ve diplomatik nezaketi de çiğnemeyi göze alan skandal sözleri, Alman devletinin, önceden planlayarak Gauck’a söylettiği siyasi çıkıştır. Böylece Almanya, Merkel’i de aşarak Türkiye’nin yeni yoluna ve bu yola bağlı dış politikasına, her ortamda karşı çıkacağını resmen, hükümetler üstü olarak belirtmiş oldu. Yani Alman devleti -aklı sıra- Gauck’a dayanarak şu mesajı verdi: “Biz, Türkiye’de bile her türlü diplomatik nezaketi çiğnemeyi göze alarak bunları söylüyorsak, diğer uluslararası platformlarda, bundan böyle, neler söyleyeceğimizi düşünün.” Yani Almanya, Türkiye ile ipleri koparıyor; daha doğrusu Erdoğan’ın siyasetin tepesinde olduğu bir Türkiye ile iplerini koparıyor. Böylece örtülü olarak ama resmen Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığını onaylamadığını da söylüyor.
Düşünün Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiği ve soğuk savaştan bu yana Rusya ile Batı’nın sıcak bir çatışmaya bu kadar yakın olduğu bir konjonktürde NATO üyesi Almanya, sıcak çatışma bölgesinin tam ortasında ve en stratejik konumda yer alan NATO üyesi Türkiye’ye bu çıkışı yapabiliyor. Üstelik Türkiye’nin orta vadede gerçekleştireceği, Uzak Asya ve Kafkasya coğrafyasından Batı’ya doğru olan enerji ve ticari transit geçişlerin öneminin doruk yaptığı bir zamanda da oluyor bu gelişme. İşte bunun üzerinde, Türkiye’deki gelişmelerle birlikte, durmalıyız ve bunun nedenini deşifre etmeliyiz. Evet başlayalım:
HDP neyi reddetti?
Geçen gün, Yeşiller ve Sol Partisi üzerinden HDP içinde yer alan Ufuk Uras, Özgür Gündem Gazetesi’nde ilginç ancak dikkat edilirse önemli ipuçlarını içinde saklayan bir yazı yazdı; bir cümle şöyle: ‘Seçimlerde AGİT’e şikayetçi olmaktan, Ukrayna ile aramızda benzerlikler kurmaya değin başka mahfillerde pişirilen yaklaşımlara hep uzak durduk.’ Bu cümlenin açılımı şu; “Bize, (HDP’ye) Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na (AGİT) Türkiye’yi şikayet ediyoruz, bu şikayet sonucunda Türkiye, Helsinki Nihai Senedi’nin insan hakları ihlali ve temel özgürlüklerin kısıtlanmasını ile ilgili bölüm ve maddeleri uyarınca haksız bulunursa, seçimler meşru olmaz. Aynı anda Türkiye’nin dört bir yanında, Kürtler’in de katıldığı gösteriler başlarsa, Türkiye’de Erdoğan hükümeti, tıpkı Ukrayna’daki gibi düşer, buraya destek verin ki, hükümet düşsün...” Demek ki, birileri HDP’ye ya da HDP’ye yakın çevrelere böyle bir -doğrudan ya da dolaylı- öneride bulundu ve bu, HDP -tabii BDP- tarafından geri çevrildi ya da HDP, Uras’ın dediği gibi, bu çevrelerden ve ne yapmak istediklerinden haberdardı ve uzak durdu. Şimdi yine Özgür Gündem’de, Ufuk Uras gibi, Yeşiller ve Sol Partisi yönetiminden gelerek yer alan Erol Katırcıoğlu’nun dünkü yazısına bakalım; şöyle başlıyor Katırcıoğlu: ‘Eğer duyduklarım doğruysa sol cenahın içinden bir kesim cumhurbaşkanlığı seçimine müdahil olmak istiyormuş. Bunu da, işin içine CHP’yi, Kürtler’in ve dindarların bir kısmını (bu bir ‘kısım’ ‘dindarlar’ büyük ihtimalle CHP’ye ‘paralel’ kesim -C.E.’nin notu-) hatta belki de MHP’yi de katarak yapmak istiyormuş.  Erol Katırcıoğlu, kurulmakta olan bu ‘acayip’ platformun HDP’ye soğuk olduğunu da yazısında belirtiyor. Acaba bu HDP’ye olan soğukluk, şu AGİT şikayeti meselesinde, Ufuk Uras’ın dediği gibi, HDP’nin bu çevreleri pek kaale almaması kaynaklı olabilir mi? Bence şüphesiz ki böyle...
Hedef: CHP-MHP tadında bir teknokrat hükümet
Hele hele Öcalan’ın son açıklamasında yer alan ‘Türkiye’nin derinlikli, dışa açılımcı, demokratik hamlesine barış süreci en önemli katkıyı sunacak yetkinliktedir. Katkı bu temelde olmalı’ cümlesi, Türkiye’yi AGİT’e şikayet ederek, meşruiyet sorunu oluşturduktan sonra, Ukrayna benzeri ayaklanmaların meşruluğuna oynayacak ve hükümeti düşürerek teknokrat hükümet darbesi peşinde olan çevrelerin, BDP-HDP ve Kürtler’den, Erol Katırcıoğlu’nun tespit ettiği gibi, iyice ‘soğumalarına’ neden olmuş olabilir. CHP-MHP koalisyonunu, 12 Eylül öncesi Milliyetçi Cepheleri andırır şekilde örmeye ve Türkiye’yi darbeye götürmeye çalışan ‘sol’ görünümlü Nasyonel-Sosyalist çevrelerin halk nezdinde bir karşılığı yok; ancak Almanya ile finanstan, sigortaya kadar ortaklığı olan şu malum ‘D’ (‘D’ derken Deutschland, yanlış anlaşılmasın) medya grubu, bu gibi yapıların destekçisi. Hatta şu sıra ‘Türkiye’de Erdoğan cumhurbaşkanı olmaya kalkarsa ayaklanmalar olur’ diyen ve bunu da bilimsel (!) araştırmalara dayandırdığını iddia eden araştırma kurumunun da D ile organik ilişkisi var mı yok mu bakalım...
Bir ‘demokrasi savunucusu’ olarak AGİT
Şimdi gelelim AGİT meselesine ve Almanya’nın, ‘eski’ bir Nasyonel-Sosyalist devlet olarak, Türkiye’nin bu ‘yeni’ Nasyonel-Sosyalistlerini neden kullanmak istediğine...
AGİT, 1970’lerin, kriz ve soğuk savaşla örülü dünyasının ürünü bir yapılanma. Bu açıdan buradan geliştirilen’demokrasi’ söyleminin, aslında, anti Sovyet hatta faşizme varan bir anti-komünizm hamuru vardır, tıpkı şimdiki Alman Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’un siyasi kişiliği gibi... Gauck, Doğu Alman kökenli bir rahiptir ama rahip olmayı, Doğu Almanya’da anti-komünist, faşist yüzünü gizlemek için seçmiştir. AGİT Örgütü’nün de demokrasi ve insan hakları karnesi, 1970-80 yılları arasında Varşova Paktı karşısında gösterdiği performans ile sınırlıdır. Mesela AGİT, Hocalı Katliamı’nın nedenleri arasında olan Dağlık Karabağ sorunu başta olmak üzere, Yugoslavya’nın iç savaşla parçalanması ve Doğu Avrupa’nın Balkan’laştırılması karşısında ve özellikle Bosna-Hersek’te yapılan katliamlarda pek ortalıkta gözükmemiştir. Çünkü zaten bütün bunların gizli faili, temsilen Doğu Almanyalı Gauck’un başında olduğu 4. Reich peşindeki Alman devletidir.
Bu Almanya’yı bilelim!
Almanya, 2. Dünya Savaşı öncesi sömürgesi olan, Britanya ve diğer Avrupa devletleri gibi değildi; pazara ve enerjiye ulaşma güçlüğü çekiyordu. Bunun için Almanya, geç kalmış bir ulus devlet olarak, bu kaynaklara ulaşmak, rakiplerini geçmek için faşizme başvurdu. Bugün de Almanya, Rusya, Kafkasya ve Ortadoğu kaynaklı enerjiyi denetlemek istemekte, bunun için, geçmişte olduğu gibi, Rusya’ya saldırarak değil, onunla örtülü bir işbirliği yaparak bunu sağlamaya çalışmaktadır. Öte yandan Almanya’nın bugün enerjide ve pazarda karşısındaki en büyük engel Türkiye’dir; 2. Dünya Savaşı öncesi bu engel Sovyet Rusya idi ve Hitler, Polonya’ya işgalle işe başlayarak Rusya’nın hedef olduğunu göstermişti. Şimdiki Almanya ise şu andaki pazar ve enerji engeli olan Türkiye’ye içerden medya ve nasyonel-sosyalistleri satın alarak saldırıyor.
Türkiye’nin, Ortadoğu, Kafkasya ve Akdeniz’deki bütün enerji hamleleri Almanya’nın hedefidir, Ortadoğu, Afrika ve Asya’da Türkiye’nin ulaşmak istediği bütün pazarlar, aynı zamanda, Almanya’nın hedefidir.
İşte böyle, bunları bilelim...
Yarın 1 Mayıs, çalışanların bayramı kutlu olsun...
İşçiler, kendilerinden görünen bu nasyonal sosyalistleri bilsinler... ''


Ve lütfen bir kez daha dikkat edelim zihni eski dünyada kalmış bütün yapılar gibi Almanya devleti de Türkiye'ye yeni yöntemler-son teknik ve teknolojiler, 'yeni savaş biçimleri' ile doğrudan saldırmaktadır: 

''Bu Almanya’yı bilelim!
Almanya, 2. Dünya Savaşı öncesi sömürgesi olan, Britanya ve diğer Avrupa devletleri gibi değildi; pazara ve enerjiye ulaşma güçlüğü çekiyordu. Bunun için Almanya, geç kalmış bir ulus devlet olarak, bu kaynaklara ulaşmak, rakiplerini geçmek için faşizme başvurdu. Bugün de Almanya, Rusya, Kafkasya ve Ortadoğu kaynaklı enerjiyi denetlemek istemekte, bunun için, geçmişte olduğu gibi, Rusya’ya saldırarak değil, onunla örtülü bir işbirliği yaparak bunu sağlamaya çalışmaktadır. Öte yandan Almanya’nın bugün enerjide ve pazarda karşısındaki en büyük engel Türkiye’dir; 2. Dünya Savaşı öncesi bu engel Sovyet Rusya idi ve Hitler, Polonya’ya işgalle işe başlayarak Rusya’nın hedef olduğunu göstermişti. Şimdiki Almanya ise şu andaki pazar ve enerji engeli olan Türkiye’ye içerden medya ve nasyonel-sosyalistleri satın alarak saldırıyor.
Türkiye’nin, Ortadoğu, Kafkasya ve Akdeniz’deki bütün enerji hamleleri Almanya’nın hedefidir, Ortadoğu, Afrika ve Asya’da Türkiye’nin ulaşmak istediği bütün pazarlar, aynı zamanda, Almanya’nın hedefidir.''     

19 Temmuz 2013 Cuma

Merkel: Türkiye politikam değişmeyecek



lmanya Başbakanı Angela Merkel, Eylül ayında yapılacak seçimlerin ardından tekrar iktidara gelmesi halinde de Türkiye ile ilgili politikasının değişmeyeceğini söyledi.

Tatil öncesindeki son basın toplantısında soruları cevaplayan Merkel, güncel konular hakkında açıklamalarda bulundu. Angela Merkel, Türkiye ile ilgili soruları ise kısa cevaplarla geçiştirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'Batı, Mısır'daki darbeye tepkisiz kaldı' şeklindeki eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Merkel, bu suçlamayı kabul etmedi.

Türkiye ile ilgili sorulan soruları kısaca geçiştiren Merkel, Gezi Parkı tartışmaları esnasında da Erdoğan'la görüşmediğini kaydetti. Göstericilere karşı şiddet kullanılmasından yaşadıkları şokun h'l' geçmediğini ifade eden Merkel, insanların Türkiye'de de özgür gösteri yapabileceklerini umut ettiğini dile getirdi. Merkel, bir soru üzerine 22 Eylül seçimlerinden sonra hükümeti devam ettirdikleri takdirde Türkiye politikasının değişmeyeceğini de sözlerine ekledi. 

Amerikan istihbaratının Almanya'yı özel programlarla dinlemesi olayına da değinen Merkel, "Benim ilk görevim Alman halkını korumaktır. Şu anda bu konu ile alakalı araştırmalar sürüyor. Araştırmaların sonunda hükümet olarak ne yapacağımıza karar vereceğiz." dedi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, ülkedeki insanlar için sorumluluk bilinciyle çalışma gayreti içinde olduğunu sözlerine ekledi.



4 Temmuz 2013 Perşembe

Cemil Ertem, Star Gazetesi- 03 Temmuz 2013 Çarşamba




Şimdi ortaya çıkan gerçeklik ise bir eski yeni savaşı. Tam burada Merkel'le Esad, İran mollaları ile ABD'deki neoconlar, İsrail'in şahinleri ile Hizbullah, bizim laik burjuvazi ile İran mollaları, bugünlerde çıkar işbirliği içindedir ve aynı saftadır.




Bu bölünme, parasal genişleme tartışması gibi gözükse de, bizim yukarıda belirttiğimiz savaşın bir parçası. Yani Fed içindeki eski sistemin temsilcileri, parasal genişlemenin Türkiye ve Brezilya gibi ülkeleri daha fazla yukarı çıkarıp, merkez Avrupa'yı daha aşağı çektiğini iddia ediyorlar ve buna karşı çıkıyorlar. Şimdi Fed, bir yeni denge arıyor. O halde bizim ikinci sorun kümemizde anlattığımız 'bağzı şeylerin' Türkiye ve Brezilya gibi ülkelerin Almanya ve Fransa pazarlarında gezinmeye başlaması geliyor.

Yazı için link: http://haber.stargazete.com/yazar/hulasai-kelam/yazi-768009