Reuters etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Reuters etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2014 Cumartesi

Ülkemize Alman 'saldırısı'

Türk ve Türkiye düşmanlığını artık saklamaya bile gerek duymayıp açık bir savaş ilan eden Alman devleti ve faşist sisteminin aparatı Alman medyasının küstahlığı işte gözler önünde... 

Bu, sıcak savaş yerine yaşadığımız bu zamanlarda, bu tür yöntemlerin -sıcak bir çatışma haricinde medya, teknoloji, propaganda, ülkelerin sosyolojisi ve vs. şeklinde her türlü komplike tekniğin- kullanıldığının göstergesidir. Eski yöntemlere devrede olsa bunun bir sıcak savaş olacak olmasının aşikar olduğunu bilelim.

Ülkemize yapılan Alman saldırılarını bilelim:

Yeni Şafak, 16 Mayıs 2014. ( http://yenisafak.com.tr/dunya-haber/olum-tacirleri-17.05.2014-647617  )  


Ölüm tacirleri!

Türkiye ve dünya Soma'da 283 işçinin hayatını kaybettiği maden kazasına ağlarken bazı İngiliz, Alman ve Amerikan medyası adeta kına yaktı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair kirli siyasi hesaplarını öne çıkaran paralel medya kuruluşları, ülkemizi yasa boğan trajediyi çarpıtarak edepsiz başlıklar attı. Gezi ve 17 Aralık'a rağmen 30 Nisan'da hezimete uğrayan BBC, Soma'da tekmelenen bir vekilin otomobilini 'Başbakan'ın makam aracı' diye servis ederken NYT 'Ülke çapında protestolar yapılıyor' yalanına başvurdu. Der Spiegel ise Erdoğan için manşetten 'Cehenneme git' küstahlığında bulundu.



''Soma'da meydana gelen ve yüreğimizi yakan maden faciasına dünya ağlarken bazı batılı medya organları, bu trajediyi fırsat bilip Türkiye'ye yönelik kinlerini kustu. 283 işçinin hayatını kaybettiği maden kazası için Rum gazeteleri 'Acınızı paylaşıyoruz!' şeklinde Türkçe başlıklar atarken bir takım İngiliz, Alman ve Amerikan medya organları ise ülkemize ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair kirli siyasi hesaplarını öne çıkardı.
Gezi kalkışması ve 17 Aralık'taki darbelere rağmen 30 Nisan yerel seçimlerinde hezimete uğrayan bu medya kuruluşlarından BBC, Soma'da tekmelenen bir vekilin otomobilini 'Başbakan Erdoğan'ın makam aracı' diye servis etti.
CEHENNEMLİK BİR MANŞET
Amerikan New York times gazetesi de ülkemizi yasa boğan Soma'daki acı yerine 'ülke çapında protestolar yapılıyor' şeklindeki yalan haberi manşete taşıdı. En büyük küstahlığı ise Gezi kalkışması sırasında 'Boyun Eğme!' diyerek Türkçe manşet atan Der Spiegel yaptı. Soma faciasını fırsat bilen Alman dergisi internet sitesinden Başbakan Erdoğan için 'Cehenneme git' edepsizliğinde bulundu.
YALAN HABERDE YARIŞTILAR
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarını kasıtlı biçimde çarpıtan Der Spiegel, BBC, Reuters, NYT, Fox TV, WSJ ile Die Welt gibi medya organları, Soma'daki kazadan sonra Türkiye'de ülke çapında protestolar yapıldığı ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi kavganın daha da ateşleneceği şeklindeki kirli dezenformosyona başvurdu.'' (...)

(...) ASIL TUHAFLIK SİZDE OLMASIN!
Alman Die Welt gazetesi ise sanki Türkiye derin bir kaosa sürüklenmiş ve her yerde protestolar varmış gibi bir hava oluşturduğu haberinde 'Ortaya çıkan öfkeye, polis göz yaşartıcı bomba ile karşılık veriyor. Erdoğan ise iş kazaları konusunda 'tuhaf' konuşmalar yapıyor' diye yazdı.
İngiliz kanalı BBC, Soma'daki madene giden vekillerden birinin protesto edilmesini ve otomobilinin tekmelendiği görüntüleri 'Başbakan protesto edildi ve makam aracı tekmelendi' şeklinde yayınladı.
Der Spiegel'in kuyruk acısı
Türkiye'nin yaşadığı acıyı küstahça kullanan ve Gezi'de 'Boyun Eğme!' diyerek isyan çağrısı yapan Alman dergisi Der Spiegel, 30 Nisan'da yaşadığı hezimetin kuyruk acısını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için edepsiz bir manşet atarak çıkarmaya çalıştı. Maden ocağının önünde yakınlarından haber bekleyenlerin hikayesinin anlatıldığı haberde, 'Bunlar kocası, kardeşi, oğlu veya amcasının haberini bekliyor: O hayatta mı?' ifadelerini kullanan dergi, felaketi hafife almakla suçladığı Erdoğan için ise 'Cehenneme git' edepsizliğinde bulundu. (...)

Yeni Şafak, 16 Mayıs 2014. 

( http://yenisafak.com.tr/dunya-haber/olum-tacirleri-17.05.2014-647617  )  

19 Temmuz 2013 Cuma

Almanya; araç olarak kullanıp, işbirliği yaptığı...



Almanya; işbirliği yapıp, araç olarak kullandığı kendi 'küresel sermayesi' teknolojide geri kaldığı ve özellikle Türkiye karşısında aciz kaldığı için agresif...
   Dr. Cemil Ertem açıklıyor: 'Öte taraftan şöyle bir durum var. Bütün bu kriz süresince bir ülke daha var ki, (İngiltere'nin yanında Türkiye karşıtı olarak) -o da gerçekten çok önemli ataklar yaptı ve Türkiye'nin karşısında oldu ve biz bunları söyleyince bunlara ''komplo teorisi'' deniyor ama bütün veriler elimizde- Almanyadır... Mesela 3. Reich Faşisizmdir. Bu kiriz saikiyle, bağlı olarak ve yararlanarak, Avrupa'nın göbeğinde, bir 4. Reich inşa etmeye çalıştı bütün bu süreçte. Ve 1995 yılındaki Yugoslavya'nın parçalanmasındaki iç savaştan sonra, en agresif ekonomi ve siyasi politikalarını uyguladı Almanya. Şimdi bu da şuna dayanıyor. Bakın; bu gün Türkiye'deki sanayicilerin, özellikle makine sanayi gibi temel sanayi alanındaki sanayicilerin, Almanya'da yatırımları var. Yani Türkiye makine sanayinde Almanya'ya sanayi ihracatı yapıyor. Halbuki tarihte Almanya, nokta üzerine nokta basan matbaa makinelerini yapmıştır, mekaniğin en gelişmiş hali Almanya'dır ve teknoloji oralardan 'silikon vadisine' geçmiştir. 2. Dünya Savaşında ''Enigma'' , biliyorsunuz şifreleme ve bilgisayar teknolojileri Nazilerin esasında geliştirdiği ilk teknoloji hikayeleridir ama bundan sonra Almanya yenilmiştir ve bunu Amerikan ordusu almıştır ve Amerika bilgisayar hikayesini yaratmıştır. Aynı şekilde Almanya'nın teknolojiyi 2. Dünya Savaşındaki yenilgiden sonra kaptırması gibi,  makine sanayi ve buna bağlı sanayilerdeki üstünlüğü rekabet ettiği Türkiye gibi ülkelere kaptırmak üzere. Şimdi burada İngiltere'nin yaşadığı telaşı Almanya da yaşıyor...
  Türkiye '80 yıllık kendini kilitleyen yapıya' rağmen yeni anayasasını yapmaya çalışıp siyasi alandaki hamleleri gerçekleştirmeye çalışıyor. Ama yeni anayasa kadar önemli bir şey var ki,  bu da; bütünlüklü bir sanayileşme programı ve buna bağlı olarak, aynı Güney Kore'nin yaptığı gibi, bilgi toplumuna geçme hikayesi. Bunu bizim Sanayi Bakanlığımız olsun; Kalkınma Bakanlığımız olsun ve Ekonomi bakanlığımız olsun yeni yeni fark ediyor ve  yeni yeni yapmaya çalışıyor. İşte yapmaya çalıştığı andan itibaren de birileri bu andan itibaren ''bi dakika, noluyoruz!'' demeye başladı...'
 Prof. Sedat Laçiner açıklıyor: 'Schröder döneminde, bir sosyal demokrat bir parti döneminde,  Almanya müthiş bir dönüşüm yaptı. Önce Helmut Kohl döneminde, 90'ların başında iki Almanyayı birleştirdiler ve sadece orada pazar yaratmadılar. Orada iş gücünde de çok ciddi bir ucuzlama yaşandı. Ama Schröder ile birlikte, 2000'lerin başında Almanya 'sosyal devleti' fiilen bıraktı. Mesela sağlık harcamalarında, ihtiyarlar ve çocuklar konusunda bütün paralar kısılmaya başlandı. Şimdi şu anda da, Merkel döneminde de Avrupa Birliğinin doğuya doğru yeni genişlemesiyle birlikte, Polanya'daki adam gidip Almanya'da çalışmaya başladı. Ve 'komik' paralara. Mesela 1000 Euro ev kirasının olduğu bir yerde, 1000 Euro'ya çalışıyor işçi. Demek ki, taşeron firmalarda, en olmadık işleri yapıyorlar. Türklerin 1960'lardan sonra 70'lerde yaptıklar işlerden daha ağır işleri, üstelik o dönemdeki hakların bile aranacağı bir dönemde yapıyorlar. Yani Almanya Avrupa'nın orta hallilerini; fakirlerini, rekabet gücünü artırmak için kullandı. Bunu yaparken kendisine bağladı. Bir yandan da rekabetçi olmayan fabrikalarını Polonya gibi, Türkiye gibi ülkelere gönderdi ve oralarda yatırım yaptı ve orada da o ekonomileri ele geçirmenin yollarını arıyor. Yani fiili bir ele geçirme operasyonu devam ediyor. Buradan Almanya'nın varacağı yer neresi? En yakın Halka Türkiye. Çünkü balkanlar Almanya'nın doğal genişleme alanıdır, Hırvatistan'ın AB'ye katılma sürecinde önemli bir adım daha atılmış olacak ve Bulgaristan ve Romanya zaten katıldı. Bunların hepsinde bir Almanizasyon başlıyor. Yani fabrikaların ele geçirilmesi, oralara mühendislerin gönderilmesi, kredi açılması, bir borç ilişkisinin kurulması, (Cemil Ertem burada ''sanayi standartları''nı ekliyor) ağır standartların getirilmesi vs. Türkiye'ye dönük de böyle arzuları var Almanya'nın...
  Buna karşı Türkiye buna karşı ne yapabilir? Türkiye'nin yükselmesi  diğer devletlerde olduğu gibi bölgesel bir yükselmeyle mümkün.
  1-İçinizde yeniden yapılanacaksınız.
  2- Etrafınızda hinterland oluşturacaksınız.
  Bizim şanssızlığımız bir boyutuyla, Balkanlar kanadındaki hinterlandımız, bir kanadıyla, Almanya'nın hinterlandıyla çarpışıyor. Burada bir şey yapmanın zorluğu var. İkincisi Ortadoğu'daki hinterlanda baktığımız zaman; bizim orayı yukarı kaldıracağımız yere, ora bizi aşağı çekmeye başladı. Hikaye istediğimiz gibi gelişmiyor. Suriye'de iç savaş, Mısır'da iç savaşa giden bir durum. E yeni toparlanan bir Türkiye, 'Suudi Arabistanla vs. ile ilişkiler bozulur mu?'. Birileri de Ortadoğu'ya doğru Türkiye'nin ayaklarından çekmeye de çalışıyor. Birileri değim kimlerdir; bir ucu Amerika'da FED'in içinde, bir ucu İngiltere'de City'nin içinde, bir ucu İsrail'de Tel Aviv'de, bir diğer ucu Frankfurt'ta. Bunların bazı kesiştiği noktalar var. Nedir o, 11 Eylül'den sonra Amerika'da, Avrupa'da hortlayan; 'İslam düşmanlığı', 'İslam karşıtlığı', 'İslama fobia' dediğimiz şey, medeniyetler çatışması. Psikolojik bir boyut, ama birisinin de işine geliyor bu psikolojik boyut. Çünkü söz dinlemeyen bir Brezilya, söz dinlemeyen bir Hindistan, söz dinlemeyen bir Çin; zaten bunlar yetiyor. Onları kontrol etmek için ayrı araçlar var. Söz dinlemeyen bir Türkiye için de kullanılan araçlardan bir tanesi, işte, ''aşırı dinciler'', ''İslamcılar'', Orta doğu, Suriye...'.