İngiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İngiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2014 Cumartesi

DEMİRTAŞ VE ALMANYA!

Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler'in ''Öcalan ve Demirtaş'' adlı yazısından,
 10 Ekim 2014 Cuma: http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ergundiler/2014/10/10/ocalan-ve-demirtas


''PKK'nın yapısı IŞİD'e çok benzer!
Çok karışıktır! Hatta daha da karışıktır!
Amerika, İngiltere ve Almanya, PKK'nın içinde çok büyük oranda söz sahibidir!
İsrail, Fransa, Belçika ve Hollanda gibi ülkelerin de etkisi vardır! Bütün bu aktörlerin PKK içinde operasyon yapmaya gücü vardır! Yapı budur!''

''Demirtaş, ALMANYA'nın emri ile Doğu'da köy köy, kasaba kasaba gezerek "BARIŞ SADECE ÖCALAN'LA OLMAZ!" diye anlattı! Beklediği desteği bulamayınca perde önünde Öcalan'la, perde gerisinde ise Almanya ile çalıştı!
Öcalan, Demirtaş'ın çalışmalarını kendine bağlı bir ekiple not ettirdi! MİT de saniye saniye izledi! Son olaylara böyle bakmanda büyük yarar var!''

''Demirtaş, DOĞU'ya gelen bütün BND ajanlarıyla oturup konuştu!
Görüştü! Gelenlerin hepsi ALMAN VAKIFLARI kimliğiyle geldi tabii!'' 

'' Heinrich Böll, Berghof, Friedrich Ebert VAKFI adına çok kişi geldi! Amaç ÇÖZÜM SÜRECİNİ bitirmekti!
Öcalan da, onun ekibi de biliyordu bütün bunları! Askerler de!  '' 

''  İstihbarat bunları biliyor mu peki?
Elbette! MİT'in bilmemesi mümkün değil! Ama neden engellenmediğini ben anlamış değilim! Bunlardan biri Amerika'ya gelse ve sizin orada yaptıklarının binde birini yapsa bir daha bu ülkeye hayalinde bile giremez! Ama ne hikmetse sizde ellerini kollarını gezip dolaşıyorlar!  '' (Burada Eski Türkiye sisteminin aşılamadığını görüyoruz, şu linkin Ülkemizde, Almanların, aydın ve devlet adamı cinayetleri ve ‘bir yandan halk bir yandan devlet’ olmak zorunda kalan halkımız kısmına bkz: http://almanyanotlar.blogspot.com.tr/2014/08/almanlarn-dinleme-skandal.html  )

''  Kim bu yahu?
Claudia Roth! 
 Siyasetçi değil mi?!Neredeee! BND'nin en önemli isimlerinden biridir! Çok etkili ve önemlidir! Kürtler için çok kritik bir isimdir! Dikkatli bakarsan Türkiye karşıtı her eylemin içindedir! Eğer "tesadüf" diye yorumlamazsan son olaylardan önce deDOĞU'ya geldiğini görürsün!
Ama neden önlenmediğini ben açıkça bilmiyorum! Bir nedeni olmalı! Dediğim gibi böyle biri Amerika'ya gelse ve değişik eyaletlerde buna benzer işler yapsa nasıl gönderildiğini anlamaz bile! ''

''NOT 1: Unutmazsak hata yapmayız!
6 Ekim: Alman Yeşiller Partisi Milletvekilli ve Parlamento Başkan Yardımcısı Claudia Roth, Kobane-
Suruç sınırında birçok ziyaret gerçekleştirdi. Roth, "Kürtler üç yıldır toprakları için direniyor" dedi. Roth'un yanında HDP ve DTK temsilcileri vardı.
7 Ekim: Selahattin Demirtaş, eylem çağrısı yaptı ve "Kobani için sokaklara çıkın" dedi.
8 Ekim: 
60 ilde olaylar yaşandı. İlk gün 24 kişi hayatını kaybetti, 100 kişi yaralandı...''


http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ergundiler/2014/10/10/ocalan-ve-demirtas

29 Temmuz 2014 Salı

BATI DENEN ŞEY (ALMANYA): ''Steinmeier: 'İsrail'de tüm sahiller boş. İnsanlar korkudan sahillere gidemiyor' ''

israil belası 1216 Filistinli katlederken zulüm yapısının hükmettiği topraklarda yahudiler bu zahmet nedeniyle bir de sahilleri boş bırakır:

BATI DENEN ŞEY (BURADAKİ ÖRNEK ALMANYA): ''Steinmeier: 'İsrail'de tüm sahiller boş. İnsanlar korkudan sahillere gidemiyor'  '' 

BATI VE UZANTISI-MAŞASI İSRAİL PİSLİKTEN İBARET OLAGELMİŞTİR VE OLACAKTIR: 


Davutoğlu'nun Gazze dersi verdiği bakan ortaya çıktı!

Paris'te gerçekleştirilen ateşkes müzakerelerinde Bakan Davutoğlu Avrupalı bir meslektaşına adeta Gazze dersi vermişti. Davutoğlu'nun ders verdiği o kişi, Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier çıktı. Steinmeier'in 'İsrail'de tüm sahiller boş. İnsanlar korkudan sahillere gidemiyor' sözü üzerine, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu 'Sahiller boş değil, Gazze sahili çocuk cesediyle dolu' yanıtını vererek Alman bakanı susturdu.




Fransa'nın başkenti Paris'te, Gazze ateşkesi için cumartesi günü gerçekleştirilen toplantıda, 'İsrail'de tüm sahiller boş. İnsanlar korkudan sahillere gidemiyor' diyerek, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun tepkisini çeken kişinin, Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier olduğu ortaya çıktı. 

Haberin devamı:

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Almanya Türkiye'nin Hinterlandını 'Balkanlaştırmak' İstiyor!




25/05/2014,Cemil Ertem, Star Gazetesi:
''Zaten şöyle bir gerçek de vardır; Amanya’da Nazi iktidarını, bu dönemde, bazı Yahudi bankerler ve sanayiciler de, kendilerini inkar ederek,  desteklemişlerdir. Çünkü onlara göre, büyük İsrail, Almanya’nın Sovyet Rusya’yı işgal ederek kuzeyden Kudüs’e inmesiyle kurulacaktı. Bu, zorlama inanış aslında hem o dönem hem de şimdi Alman sermayesinin çaresiz hedefidir ve burada bu sermaye çemberinin içinde olan her kesim vardır. Almanya bugün de Rusya ile enerjiden başlayarak çok önemli alanlarda ortaktır ancak bir diğer yanıyla da Ukrayna olaylarında da görüldüğü gibi, Rusya’nın hem egemenlik alanlarında hem de sınırlarında yeni bir Kafkasya Balkanlaştırma’sı izlemektedir.
Yani Ukrayna’dan başlayarak, eski Sovyet Cumhuriyetlerini küçük, siyasi etkinliği olmayan Rusya ile Avrupa arasına sıkışmış ve müdahaleye açık ülkeler haline getirmek bu yeni Kafkasya Balkanlaştırma’sının hedefidir. ''

BİR ZAMANLARIN İKTİDARLARI TÜRKİYEYİ İKİNCİ BİR ALMANYA YAPMIŞLAR
















Şimdi burada çok önemli tarihsel ve güncel ayrım var. Nazi Almanyası o zamanlar Türkiye’yi -ki Türkiye bu büyük emperyal projenin olmazsa olmaz geçiş alanlarından birisiydi- hiçbir zaman sorun olarak görmedi. Çünkü Hitler’in Avrupa’da hatta Rusya’da hakim olduğu bir Avrupa’da Türkiye, zaten bu paradigmaya en kolay uyacak rejimi ve buna bağlı teslimiyeti barındırıyordu. İslam referanslı ve kıtalar arası hakimiyeti olan Osmanlı Devleti yoktu Almanya’nın karşısında, tam aksine Britanya’nın Lozan’da teslim aldığı, kavruk, ‘seküler’ kendisine bağlı korparatist bir faşizmi uygulayacak  bir Türkiye duruyordu Almanya’nın karşısında... Bundan dolayı Hitler, Polonya gibi ülkelere kafayı takıyordu ama yolunun üzerinde olan Türkiye o kadar sorun değildi.


7 Ekim 2013 Pazartesi

Almanya'nın Aleviler Üzerindeki Oyunları





  (0:17:04-0:17:52) ''Bu kadro geldiğinde kucağında yüzlerce meseleyi buldu. Çünkü Türkiye sorunlarını çözen bir ülke değil ne yazık ki. Türkiye sorunlarını biriktiren ve donduran bir ülke. Fakat birileri onu vakti geldiğinde derin dondurucudan çıkarıyor; aktörler zaten kontrol altında, onları piyasaya sürüyorlar ve bu meseleyi mesele yapıyorlar. Mesela biz şimdi PKK mevzu bitiyor diye seviniyoruz, tamam buna sevinelim ama unutmayalım ki 'derin dondurucudan' yeni bir sorunu çıkarmak üzereler. O da; önümüzdeki dönem, Türkiye için hazırlanan yeni bela, 'sınır aşan sular' mevzu. Suriye'de ve Irak'ta ALMAN ve İngilizler uzun zamandır faaliyet halindeler, sınır aşan sular mevzu önümüzdeki dönem çok başımızı ağrıtacak.''


(00:35:05-00:38:29) ''Bunu özellikle samimi Anadolu dedelerine okumak istiyorum. Bu Alman Devlet Radyosu'ndan bir haber, tarihi 9 Şubat 2011; Almanya'da Alevilerin uyumuna örnek diyor: ' Almanya'da yaklaşık 650.000 Alevi yaşıyor ve bunların yüzde altmışı Alman vatandaşı, bir çok Alman siyasetçi ve devlet adamı Alevileri Almanya'ya başarıyla uyum sağlamış göçmen grupları arasında gösteriyor. Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer; Almanya'da Alevi dedelerinin yetiştirilebileceği kürsülerin kurulması gerekir, dedi. ' 

Yani o samimi Alevi dedelerimizin önüne ve bizim önümüze; üç sene, beş sene ve belki on sene sonra Alman gizli servisinin yerleştirdiği Berlin'de yetiştirilmiş Alevi dedeleri çıkarılacak. Samimi Alevi dedelerinin bunu bilmesi lazım ve bunun önünün alınması lazım. Yetmiyor Almanya'da ve Hollanda'da İslam Üniversiteleri kuruluyor, Turgay Bey, bi on sene on beş sene sonra bunlar bize İslam bilginleri ihraç edecekler.

Yine bu konuda Almanya'nın bir çalışması var, bakın; okuduğum şey Alman Dış İşleri Bakanlığı'nın desteklediği bir haber portalından: ' Alman İslam uzmanları ve Anayasayı koruma dairesi (yani Alman gizli servisi çalışanları arasında) ''İslamcılık bataklığını'' sadece baskıcı yöntemlerle kurutulamayacağı görüşü ağırlık kazanmaya başladı. İngiltere bu konulardaki gelişmelerde oldukça ilerleme kaydetmiş durumda.' Bakın şu ifade çok önemli, hani ''atasözlerini iyi okurlar'' dedik ya; bu Alman Dışişleri Bakanlığı'nın görüşünü ifade ediyor: ' İnsanlar değişebilir. Bu sebeple hangi görüşü savunursa savunsun, aşırı uçlarda yer alan birisi zihinsel bir muhasebe sürecinin ardından pek hala toplumun merkezine yeniden dahil olabilir. Ne ki, kimi zaman bu süreci başarılı bir şekilde yürütebilmek için dışarıdan bir desteğe gereksinim duyuluyor.' Yani Alman gizli servisi diyor ki 'bu desteği biz verelim' ve devam ediyor:  ' İngiltere bu konudaki gelişmelerde oldukça ilerleme kaydetmiş durumda, İngiliz emniyet kuvvetleri de İslamcı çevreler üzerinde etki sahibi olmaya çabalıyor, İngilizlerin yürüttükleri çalışmalar Selefiyye akımı ile işbirliğini de içeriyor.' Biz bu Alman Dış İşleri Bakanlığı'nın fonladığı portal üzerinden de Selefiliğin arkasında Almanlar ve İngilizlerin olduğunu öğrenmiş oluyoruz. Ve önümüzdeki dönem Almanya'nın bize Alevi dedeler ihraç etmek istediğini de Alman Devlet Radyosu'nun bir haberinden öğrenmiş oluyoruz. Bunu Anadolu'daki saf, gerçek Alevi dedelerinin bilmesi lazım.'' 

28 Ağustos 2013 Çarşamba

20 Ağustos 2013 Salı, Turgay Güler-Akşam Gazetesi

http://www.aksam.com.tr/yazarlar/maliki-kilicdaroglunu-niye-cagirdi-acaba-c2/haber-237279


Turgay GÜLER turgayguler@hotmail.com
Maliki davet etti, Kılıçdaroğlu Irak’a gitti.
Dışişleri Bakanlığı “ciddi risk” uyarısında bulundu, dinletemedi.
“Benim adım Kemal, ben korkmam” dediğini duyar gibiyim.
Eyvallah!
Demek ki mevzu derin. Ziyaret ziyadesiyle mühim. Bütün risklere değer!
Bakanlık; “Gitmeyin, can güvenliğiniz tehlikede olur” derken, anlaşılıyor ki Maliki; “Korkma gel, seni koruruz” demiş, cesaretlendirmiş.
Belli ki, sadece can güvencesi de vermemiş!
Sanki bir şeyler için umutlandırmış.
Hele bir sağ salim gidip dönsün, zahire bakıp anlarız meseleyi.
Vallahi abartı değil; Gezici ruhun gözü kulağı bu ziyarette!
Sanki Kılıçdaroğlu gelirken dostlarına eylülü ısıtacak ateş için odun getirecek. Umarım Çin gezisinde yaşanan akıbet zuhur etmez. Çin malı hediyelikler yüzünden uçakları kalkamamıştı.
Lakin ortada çok daha ciddi bir risk var. Kılıçdaroğlu’nun odun taşıdığı ateş hafazanallah ülkeyi yakar! Zira etraftan da bu ateşi yelletiyor.
 Mezhepçilik yapıyor! Dozunu da her geçen gün biraz daha artırıyor.
Bu ülke için çok yazık!
Bir yandan odun, diğer yandan da İsrail’in bölgede inşa ettiği “kaos değirmenine” su taşıyor.
Daha önce de Esed’e gitmişlerdi.
Hatırlayın İsrail’e de gitmiş, Erdoğan’ı şikayet edip dönmüşlerdi.
 “Türkiye’yi Mısır’a çevirmek istiyorlar!” dendiğinde Kılıçdaroğlu “CHP buna izin vermez” diyerek güvence veriyordu.
Komik!
Gel gör ki; Esed’in de, Maliki’nin de tek derdi bu. Açık söylemek gerekirse İsrail, Almanya, İngiltere ve derin Amerika’nın da.
Gezi kalkışmasında sevgi pıtırcığı çiçek çocukları alınlarından öptüğünü “yürüyün aslanlarım kim tutar sizi” kabilinden cesaretlendirdiğini de biliyoruz. Hakim güçler, Erdoğan’ın Sünnicilik yapması için çok uğraşmışlardı. Ama Erdoğan elinin tersiyle itti. Öyle olmasaydı vaktiyle Esed’e “kardeşim” demez, Suriye-Türkiye ilişkilerinin geliştirilmesi için çaba harcamazdı.
Ama o kardeş diktatörlüğe soyununca, Erdoğan çok net mesafe koydu.
Kılıçdaroğlu bunu uzun süre eleştirdi; “Hani kardeştiniz ne oldu?” diye.
Keşke kendisi de eli kanlı bir caniye karşı mesafe koyabilseydi.
Yapmadı!
O mesafeyi Sisi’ye de koyamadılar.
Maliki’ye de.
Şimdi ise ayağına gidiyor.  
Peki Maliki, Kılıçdaroğlu’na ne verebilir?
Tahmin etmek zor değil; İngilizler ve Amerikalılar Türkiye’nin Kuzey Irak ile ilişkilerinden rahatsız. Malum enerji meselesi.
Doğal olarak Maliki de rahatsız.
Merak ediyorum, Kılıçdaroğlu niye rahatsız? 
MALİKİ'NİN AJANDASI
-  Erdoğan’ı şikayet edecek.
-  Kürtleri şikayet edecek.
-  Dışişleri ve Enerji Bakanlıklarını şikayet edecek.
-  Türkiye ile Kuzey Irak arasındaki anlaşmalardan duyduğu rahatsızlığı dile getirecek.
-  Kılıçdaroğlu’na muhalefet yapması için bu konularla ilgili “tüyolar” verecek.
-  Derinlerden mesaj iletecek. 
ANADOLU YİNE GÖREV ALACAK
Müttefikler İstanbul’u işgal ettiğinde İstanbul’un malum semtlerinde coşkuyla karşılanmışlardı. İngiliz, Fransız, İtalyan askerleri yine malum çevrelerin desteğini görmüşlerdi. Bazı baronlar “ev sahibi” rolüne soyundular. Atatürk ve arkadaşları çareyi Anadolu’da görüp yollara düştüler. İstanbul’u da ülkeyi de Anadolu insanıyla ayağa kaldırdılar.
Diyarbakır’daki Adeviye’ye destek mitingini görünce bir kez daha umutlandım. İstanbul’daki destek eylemlerinin toplamından daha kalabalıklardı.
Göz yaşartıcı.
Ve son bir not;
Anadolu, ana rahmi gibidir. Her daim kanamalı fakat bereketli. Sürekli dik ve doğurgan. 
BAZILARININ KAŞI GÖZÜ OYNUYOR
Üçüncü dünya savaşındayız! Her ne kadar adı konulmamış olsa da gerçek bu. Dünya yeniden şekilleniyor. Türkiye ilk kez oyun masasına oturmayı başardı. Kozları güçlü. Reste rest çekebiliyor. Lakin masada arkasında duran münafıklar, rakip oyunculara “elini” söylüyor. Kaşı gözü oynuyor anlayacağınız. Sadece kaşı gözü oynasa iyi.
Siz anladınız onu!

6 Ağustos 2013 Salı

EN SIRADIŞI 01 08 2013




(10:58-12:20) Yusuf Ziya Cömert: ''Konvansiyonel şartlara baktığımız zaman, az gelişmiş ülkelerle ya da gelişmekte olan ülkelerle, gelişmiş olan ülkeler arasındaki makas sürekli açılır. Usul budur. Sen ne kadar koşsan önündeki adamın daha ileri gittiğini görürsün. Arayı kapatamazsın; fakat Türkiye bunun istisnası bir ülke oldu. (Ahmet Kekeç)'' Ve Brezilya.'' Ve Kore. Arayı o eski dönemde kapatanlardan biri ve bunların örneği çok azdır. Yani, diyelim bir Endonezya falan, arayı kapatma kapasitesine sahip değildir. Mısır, ileri gitmek bir tarafa geri geri gider mesela. Ama Türkiye istisnai örneklerden birisi oldu. Bunu durdurmaları lazım, bununla ilgili büyük bir çaba içerisindeler. Peki neden? Yani düne kadar yüzümüze gülen İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya falan , bunların suratları niye yavaş yavaş asılmaya başlar? Bence o kategorinin ('gelişmiş ülkeler liginin') içine girmekte olan bir ülkeyle karşı karşıyalar. Bu ülkede destabilizasyon üretecekler, bu ülkede bir kargaşa, bir kaos üretecekler ve bu ülkeyi geri doğru itmeye çalışacaklar...''

(26:12-27:27) Nevzat Çiçek:'' Şimdi bir AK Parti genel başkan yardımcısı diyor ki -isim vermim- bugün basına yansıdığı için söylüyorum '' Türkiye'nin ekonomik gücünü bloke etmek isteyen Almanlar, alevi kartını kullanıp bu olayı destekliyor '' diyor. Şimdi Türkiye'de bir insan üç ağaç meselesi için çıkıyorsa; bu üç ağacın, dünyanın en saygın gazetelerinde, ki bence değiller artık, o büyük gazetelerde reklam olması, ne anlama geliyor? Büyük devletlerin bu olaylara müdahil olması, haftada üç açıklama yapması ne anlama geliyor? Daha da önemlisi Ak Parti hükumetini, Amerikancı olmakla suçlayanların aynı kategoride bulunması ne anlama geliyor? Daha da ileri gideyim, gezide gördüğümüz bir olayın bir benzerinin Adeviye öncesi; Nahda öncesi, Tahrir'de sergilenmesi ne anlama geliyor?''  

(56:32-57:15) Ahmet Kekeç: '' Fazıl Say'ın imza attığı bildiri; Atatürkçü düşünce derneği finanse etmiş, Fuat Kavur diye biri o Oscarlı aktörleri ayarlamış, onlar da okumamışlar bilmiyorlar tabi nasıl bir şeye imza attıklarını, tam bir kepazelik, tam bir fecaat. Kazlı Çeşme siyasi parti toplantısı mitingini Nürnberg toplantılarına benzetiyor. Nürnberg toplantılarında üstelik silahlı şeyler vardı. Yahudileri terörize ederlerdi. Öldürürlerdi. Yani, oraya benzetiyorlar.''

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Sedat Laçiner: ''Almanya-Rusya ittifakı?''

Prof. Sedat Laçiner'in, 19 Mart 2013 tarihli yazısı:  http://haber.stargazete.com/yazar/suriye-uzerinde-rusyaalmanya-golgesi/yazi-737212

Almanya-Rusya İttifakı?

''Bu basit gerçeğin farkına varan İngiltere ve Fransa, AB'nin Suriye'ye silah ambargosu kararına karşı çıkıyor. Ancak Almanya onlarla aynı görüşte değil. Almanların karşı çıkışında üç temel neden var: sebeplerden ilki dini. Hristiyan demokratların idaresindeki Almanya Müslümanların birbirini kırmasından çok rahatsız görünmüyor. İkinci olarak Almanlar Rusya'yı rahatsız etmek istemiyor. Almanya'nın tavrında Rus etkisi açıkça görülebiliyor. Son olarak Almanya büyük bir ekonomik krizden geçen AB'nin Suriye gibi bölgelerde maliyetli askeri operasyonlara girmesine karşı çıkıyor. Almanlar karşı çıksa da İngiltere ve Fransa Suriye'ye silah ambargosuna son vermeye kararlı görünüyor...''

21 Temmuz 2013 Pazar

Almanlar Yiğit Bulut'tan Rahatsız...
















Almanlar Yiğit Bulut'tan neden rahatsız? İşte cevabı: http://haber.stargazete.com/yazar/bu-saldirinin-sebebi-ne/yazi-774410

''Sevgili dostlar, günlerdir susuyorum, ''heveslerini alsınlar geçer'' diye bekliyorum ama iş sandığımdan daha organize ve ''korkuları, akıl duvarlarını'' çoktan aşmış durumda. Sınır o kadar geniş ki normalde hiç konu olmaması gereken ''Başmüşavir'' ataması Almanya'da bazı yayın organlarına, İngiltere de bazı gazetelere, İsrail'de gündeme başlık olmuş durumda. Bu noktada aynı hayret içerisinde olanları izleyen bir çok okuyucum, dostum, sokaktaki insanımız bana soruyor; ''Neden'' diye?''

Yiğit Bulut:''Gezi'nin arkasında İngiltere ve Almanya var.''

19.06.2013 ensonhaber.com





















Yirmidört TV Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Bulut, Taksim'deki Gezi Parkı eylemleriyle ilgili TGRT Haber'e açıklamalarda bulundu.

ARKASINDA ALMANYA VE İNGİLTERE VAR

Bulut eylemlerin geldiği noktadan, bazı holdinglerin eylemlere verdiği destekten ve dış basındaki haberlerden yola çıkarak "Gezi eylemlerinin arkasında Almanya ve İngiltere var" dedi.
Yiğit Bulut ayrıca, Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren bu iki ülkenin Türkiye üzerine oyunlar oynadığını da kaydederek, "Türkiye her 10 yıllık kalkınma döneminden sonra hep bu iktidar değişimlerine maruz bırakıldı" dedi.
Yirmidört TV Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Bulut, Taksim'deki Gezi Parkı eylemleriyle ilgili TGRT Haber'e açıklamalarda bulundu.

ARKASINDA ALMANYA VE İNGİLTERE VAR

Bulut eylemlerin geldiği noktadan, bazı holdinglerin eylemlere verdiği destekten ve dış basındaki haberlerden yola çıkarak "Gezi eylemlerinin arkasında Almanya ve İngiltere var" dedi.
Yiğit Bulut ayrıca, Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren bu iki ülkenin Türkiye üzerine oyunlar oynadığını da kaydederek, "Türkiye her 10 yıllık kalkınma döneminden sonra hep bu iktidar değişimlerine maruz bırakıldı" dedi.

MENDERES'E DE BUNU YAPTILAR

İşte Yiğit Bulut'un açıklamaları;
Alman ve İngilizler, onların içerideki uzantıları ile işbirliği yapmadı diye Menderes'i astırdılar. Montaj sanayinden kurtulmak isteyen Menderes'i "Sen üretici olmamalısın" diyerek astılar.

CUMHURİYET'TEN BERİ BÖYLE

10'ar yıllık periotlarla Türkiye bağımsızlık noktasına gidiyor diye, her zaman hükümetler üzerine oyunlar oynanmış ve iktidar düşürülmeye çalışılmıştır. Atatürk'ün 10 yıllık iktidarı sonrasında yaşananlara bakın, Menderes'e bakın ve Tayyip Bey'in iktidarına bakın. Cumhuriyet tarihinin en iyi ekonomik göstergelerini yakalayan Tayyip Bey'in iktidarını devirmeye çalışılıyor.

MEDYANIN YÜZDE 65'İ ALMAN SERMAYESİ

Türkiye'deki kartel medyanın yüzde 65'i Alman sermayesinin elinde. 200 yıldır İngiltere belasından Almanya belasından kurtulamadık. Şimdi düzenlenen oyunların arkasında da bu iki ülke var.

BU BİR KURTULUŞ SAVAŞI

Montaj sanayi düzeninden kurtulamadık. İstedikleri adamı asıp istediklerini yücelttiler. Bu bir Kurtuluş Savaşı'dır, bunu herkes bilsin.



19 Temmuz 2013 Cuma

Almanya; araç olarak kullanıp, işbirliği yaptığı...



Almanya; işbirliği yapıp, araç olarak kullandığı kendi 'küresel sermayesi' teknolojide geri kaldığı ve özellikle Türkiye karşısında aciz kaldığı için agresif...
   Dr. Cemil Ertem açıklıyor: 'Öte taraftan şöyle bir durum var. Bütün bu kriz süresince bir ülke daha var ki, (İngiltere'nin yanında Türkiye karşıtı olarak) -o da gerçekten çok önemli ataklar yaptı ve Türkiye'nin karşısında oldu ve biz bunları söyleyince bunlara ''komplo teorisi'' deniyor ama bütün veriler elimizde- Almanyadır... Mesela 3. Reich Faşisizmdir. Bu kiriz saikiyle, bağlı olarak ve yararlanarak, Avrupa'nın göbeğinde, bir 4. Reich inşa etmeye çalıştı bütün bu süreçte. Ve 1995 yılındaki Yugoslavya'nın parçalanmasındaki iç savaştan sonra, en agresif ekonomi ve siyasi politikalarını uyguladı Almanya. Şimdi bu da şuna dayanıyor. Bakın; bu gün Türkiye'deki sanayicilerin, özellikle makine sanayi gibi temel sanayi alanındaki sanayicilerin, Almanya'da yatırımları var. Yani Türkiye makine sanayinde Almanya'ya sanayi ihracatı yapıyor. Halbuki tarihte Almanya, nokta üzerine nokta basan matbaa makinelerini yapmıştır, mekaniğin en gelişmiş hali Almanya'dır ve teknoloji oralardan 'silikon vadisine' geçmiştir. 2. Dünya Savaşında ''Enigma'' , biliyorsunuz şifreleme ve bilgisayar teknolojileri Nazilerin esasında geliştirdiği ilk teknoloji hikayeleridir ama bundan sonra Almanya yenilmiştir ve bunu Amerikan ordusu almıştır ve Amerika bilgisayar hikayesini yaratmıştır. Aynı şekilde Almanya'nın teknolojiyi 2. Dünya Savaşındaki yenilgiden sonra kaptırması gibi,  makine sanayi ve buna bağlı sanayilerdeki üstünlüğü rekabet ettiği Türkiye gibi ülkelere kaptırmak üzere. Şimdi burada İngiltere'nin yaşadığı telaşı Almanya da yaşıyor...
  Türkiye '80 yıllık kendini kilitleyen yapıya' rağmen yeni anayasasını yapmaya çalışıp siyasi alandaki hamleleri gerçekleştirmeye çalışıyor. Ama yeni anayasa kadar önemli bir şey var ki,  bu da; bütünlüklü bir sanayileşme programı ve buna bağlı olarak, aynı Güney Kore'nin yaptığı gibi, bilgi toplumuna geçme hikayesi. Bunu bizim Sanayi Bakanlığımız olsun; Kalkınma Bakanlığımız olsun ve Ekonomi bakanlığımız olsun yeni yeni fark ediyor ve  yeni yeni yapmaya çalışıyor. İşte yapmaya çalıştığı andan itibaren de birileri bu andan itibaren ''bi dakika, noluyoruz!'' demeye başladı...'
 Prof. Sedat Laçiner açıklıyor: 'Schröder döneminde, bir sosyal demokrat bir parti döneminde,  Almanya müthiş bir dönüşüm yaptı. Önce Helmut Kohl döneminde, 90'ların başında iki Almanyayı birleştirdiler ve sadece orada pazar yaratmadılar. Orada iş gücünde de çok ciddi bir ucuzlama yaşandı. Ama Schröder ile birlikte, 2000'lerin başında Almanya 'sosyal devleti' fiilen bıraktı. Mesela sağlık harcamalarında, ihtiyarlar ve çocuklar konusunda bütün paralar kısılmaya başlandı. Şimdi şu anda da, Merkel döneminde de Avrupa Birliğinin doğuya doğru yeni genişlemesiyle birlikte, Polanya'daki adam gidip Almanya'da çalışmaya başladı. Ve 'komik' paralara. Mesela 1000 Euro ev kirasının olduğu bir yerde, 1000 Euro'ya çalışıyor işçi. Demek ki, taşeron firmalarda, en olmadık işleri yapıyorlar. Türklerin 1960'lardan sonra 70'lerde yaptıklar işlerden daha ağır işleri, üstelik o dönemdeki hakların bile aranacağı bir dönemde yapıyorlar. Yani Almanya Avrupa'nın orta hallilerini; fakirlerini, rekabet gücünü artırmak için kullandı. Bunu yaparken kendisine bağladı. Bir yandan da rekabetçi olmayan fabrikalarını Polonya gibi, Türkiye gibi ülkelere gönderdi ve oralarda yatırım yaptı ve orada da o ekonomileri ele geçirmenin yollarını arıyor. Yani fiili bir ele geçirme operasyonu devam ediyor. Buradan Almanya'nın varacağı yer neresi? En yakın Halka Türkiye. Çünkü balkanlar Almanya'nın doğal genişleme alanıdır, Hırvatistan'ın AB'ye katılma sürecinde önemli bir adım daha atılmış olacak ve Bulgaristan ve Romanya zaten katıldı. Bunların hepsinde bir Almanizasyon başlıyor. Yani fabrikaların ele geçirilmesi, oralara mühendislerin gönderilmesi, kredi açılması, bir borç ilişkisinin kurulması, (Cemil Ertem burada ''sanayi standartları''nı ekliyor) ağır standartların getirilmesi vs. Türkiye'ye dönük de böyle arzuları var Almanya'nın...
  Buna karşı Türkiye buna karşı ne yapabilir? Türkiye'nin yükselmesi  diğer devletlerde olduğu gibi bölgesel bir yükselmeyle mümkün.
  1-İçinizde yeniden yapılanacaksınız.
  2- Etrafınızda hinterland oluşturacaksınız.
  Bizim şanssızlığımız bir boyutuyla, Balkanlar kanadındaki hinterlandımız, bir kanadıyla, Almanya'nın hinterlandıyla çarpışıyor. Burada bir şey yapmanın zorluğu var. İkincisi Ortadoğu'daki hinterlanda baktığımız zaman; bizim orayı yukarı kaldıracağımız yere, ora bizi aşağı çekmeye başladı. Hikaye istediğimiz gibi gelişmiyor. Suriye'de iç savaş, Mısır'da iç savaşa giden bir durum. E yeni toparlanan bir Türkiye, 'Suudi Arabistanla vs. ile ilişkiler bozulur mu?'. Birileri de Ortadoğu'ya doğru Türkiye'nin ayaklarından çekmeye de çalışıyor. Birileri değim kimlerdir; bir ucu Amerika'da FED'in içinde, bir ucu İngiltere'de City'nin içinde, bir ucu İsrail'de Tel Aviv'de, bir diğer ucu Frankfurt'ta. Bunların bazı kesiştiği noktalar var. Nedir o, 11 Eylül'den sonra Amerika'da, Avrupa'da hortlayan; 'İslam düşmanlığı', 'İslam karşıtlığı', 'İslama fobia' dediğimiz şey, medeniyetler çatışması. Psikolojik bir boyut, ama birisinin de işine geliyor bu psikolojik boyut. Çünkü söz dinlemeyen bir Brezilya, söz dinlemeyen bir Hindistan, söz dinlemeyen bir Çin; zaten bunlar yetiyor. Onları kontrol etmek için ayrı araçlar var. Söz dinlemeyen bir Türkiye için de kullanılan araçlardan bir tanesi, işte, ''aşırı dinciler'', ''İslamcılar'', Orta doğu, Suriye...'.