Deutsche Bank etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deutsche Bank etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2013 Cumartesi

Atatürk`ün İmzasıyla Almanlara Satılan Cami

Atatürk`ün İmzasıyla Almanlara Satılan Cami


Atatürk`ün İmzasıyla Almanlara Satılan Cami

Atatatürk`ün onayıyla yıkılan Kallar Camii`nin akıbeti yıllar sonra ortaya çıktı.

Başbakan Erdoğan`ın "Yol medeniyettir. Gerekirse yol için cami bile yıkarız. Aynısını ya da daha iyisini başka bir yere yaparız" Sözleri günlerce kamuoyunda tartışılmıştı.

Bu tartışmaların ardından Atatürk döneminde yıkılan bir caminin akıbeti de ortaya çıktı. Derin Tarih dergisinin bu ayki (kasım) sayısında Kallar Camii`nin nasıl yıkıldığını ve milli servetin nasıl yok edildiği gözler önüne serildi.

Bakır işletmeleri yüzünden Alman şirketi tarafından yıkılan Kallar Camii 16. yüzyılın nadide örneklerinden birini teşkil ediyordu.

İşte Atatürk`ün de onayıyla yıkılan Kallar Camii`nin hikayesi:

Ergani Madeni`nden (1912) mebus seçilen Ziya Gökalp`in ısrarla seçim bölgesindeki bakır ve krom zenginliğinden söz etmemesine karşılık bu zenginliğe göz diken Almanların İstanbul`daki (1916-17) Büyükelçisi Richard von Kühlman, Latin harflerinin kabulü için 8 Mart 1917`de hazırladığı raporda "dilde yenileşmeyi öngören komisyonun Ziya Gökalp`in önergesiyle kurulduğunu ve Ziya Gökalp`in Arap harflerinin ilga edilmesinden yana olduğunu" yazıyordu.

Yine Almanların İstanbul`daki Büyükelçisi (1924-33) Rudolf Nadolny yazdığı raporlarla Latin harflerinin kabulünü Alman menfaatleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyordu.

Sonuçta bilindiği gibi Alfabe Encümeninde yürütülen çalışmaların sonucu 9-10 Ağustos 1928 gecesi Gülhane Parkı`nda halka duyurulacak, sonra da 11 Ağustos 1928`de Dolmabahçe Sarayı`ndaki zevata Latin harflerinden oluşan yeni alfabenin tanıtımı yapılacaktı.
Bu arada aynı gün, yani 11 Ağustos 1928`de toplanan Bakanlar Kurulu Almanların Ergani Madeni`nde önüne çıkan Kallar Camii "sorunu" ile meşguldü. Çünkü 16 Nisan 1927`de Fevzipaşa`dan Diyarbekir istikametine doğru başlatılan Bakıryolu ismindeki demiryolu girişimine paralel olarak 25 Haziran 1927`de TBMM`de kabul edilen "Birinci Umum Müfettişlik Teşkiline Dair Kanun"un verdiği rahatlıkla Maden Dağlarına yerleşen Almanlar bakır cevheri çıkarılacak alan içindeki bu tarihi caminin varlığını sürdürmesinden hiç memnun değildi.

ALMANLARA GEÇİT VERMEYEN KALLAR CAMİİ

Ancak Bakanlar Kurulu, 11 Ağustos 1928`de almış olduğu bir kararla Almanlara geçit vermeyen Kallar Camii`ni, yine Almanların söz sahibi olduğu Ergani Bakır TAŞ`a satarak "sorunu" halletmiş oldu. Böylece kendi malları üzerindeki tasarrufmuş gibi Kallar Camii`ni yok etme fırsatını ellerine geçiren Almanların önü açılırken, Büyükelçi Vekili Aschmann da Harf İnkılabı ile ilgili 31 Ağustos 1928 günü yazdığı raporda "Çoğu harfler Almanca yazım için uygundur ve bu Almanya`nın menfaatinedir... Yeni Türk Alfabesinin Avrupa dillerine yazım olarak uyumu, Türkiye`nin Avrupa`ya kültürel ve ekonomik açıdan bağlanmasını kesinleştirmiştir..." diyecek, Büyükelçi Nadonly 5 Kasım 1928 tarihli raporda gelişmeleri şöyle özetleyecekti.

"Bence Almanlar yönünden alınan tedbirlerle memnun olunmalıdır. Yeniliklerle Türklerin Fransız kültür çevresinden uzaklaştıkları ve Almanya tarafından etkili olan Doğu Avrupa çevresine girdiği görülmektedir. Bu gerçek bizim açımızdan menfaat sağlayabilir ve aynı zamanda ekonomik kazanç temin edilebilir. Kabul edilmelidir ki kılık kıyafet, Avrupa kanunlarının kabulü ve alfabe reformu Türkiye`nin Batılılaşması yönündeki başarılı adımlardır."

KALLAR CAMİİ`NİN SERENCAMI

Kallar Camii 16. yüzyılda Mehmed Ağa diye biri tarafından Elazığ`ın Maden ilçesinin Kallar Mahallesi`nde yaptırılmıştı. 11 Ağustos 1928`de Bakanlar Kurulu kararıyla 1.500 lira bedel biçilerek Deutsche Bank ve İş Bankası`nın ortak olduğu Ergani Bakır TAŞ envanterine aktarıldı ve ardından yerle bir edilerek yok edildi.

Kallar Camii etrafında çıkartılan Bakır cevheri ise blister, yani işlenmemiş karabakır halinde yıllarca başta Almanya olmak üzere Batılı devletlere sevk edildi. Sonuçta 1939-94 yılları arasında sevk edilen 530 ton bilister bakırla birlikte içindeki ortalama 500 ton altın ve hesabı yapılamayan binlerce ton gümüş de Türkiye`nin kaybı olarak tarihe geçmiş oldu.

"Başvekalet

Muamelat Müdüriyeti

Aded 7005

Kararname

Etraf ve civarındaki mebaninin (binaların) Bakır Madeni şirketine istimlak edilmesi ve mahalli müftülükçe tasfiye haricinde ve metruk bırakılması hasebiyle tekrar ihyasına lüzum olmadığı anlaşılan Elaziz (Elazığ) mülhakatından Maden kazasında kain Kallar namıyla maruf camiin mahalli heyet-i idaresince takdir olunan bi beş yüz lira bedel ile mezkur şirkete tefvizi Evkaf müdiriyet-i umumiyesinin (Vakıflar Genel Müdürlüğü`nün) 11 Ağustos 1928 tarih ve 53250/91 numerolu tezkeresiyle vuku bulan teklifi üzerine İcra Vekilleri Heyeti`nin (Bakanlar Kurulu`nun) 12 Ağustos 1928 tarihli içtimaında (toplantısında) tasvib ve kabul olunmuştur.

12 Ağustos 1928

Reisicumhur

Mustafa Kemal

İmza

İmzalar

Başvekil İsmet, Adliye vekili, Dahiliye vekili, Hariciye vekili vekaleti, Müdafaa-i Milliye vekili, Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye vekili, İktisad vekili, Nafia vekili, Maarif vekili, Maliye vekili"

29 Ekim 2013 Salı

Abdulhamidin malvarlığının elinden alınışı...

Küre TV - Abdulhamidin malvarlığının elinden alınışı...

http://www.kure.tv/kultur/119-tarih-aynasi/abdulhamidin-malvarliginin-elinden-alinisi/84-Bolum/57661/

Mustafa Armağan:
''Bir çek; yazılı üzeri, 15 Temmuz 1909, Selanik... Miktar kırkbinüçyüzyetmişbeşlirayetmişdokuzkuruş ve altında sade bir imza; Adülhamid, o kadar...''














 ''Bu yaklaşık iki buçuk ay önce 27 Nisan 1909'da tahttan indirilen Sultan Abdülhamid'in Osmanlı Bankasında bulunan elliiki bin dokuzyüz yetmişbeş liralık bir birikmiş mevduaın bir kısmı. Çek İstanbul'daki Osmanlı Bankası hesabından belirtilen miktarın Deutsche Bank'a ödenmesini emrediyor.''

Daha sonra; 'Alman hayranı' İttihatçılar, Deutsche Bank aracılığıyla icra ettikleri habis işlerini şu şekilde nihayete erdiriyorlar: Abdülhamid Han'ın Osmanlı Bankası'dan Deuthsche Bank'a zorla devrettirdikleri, şehzadeliğinde, çocukları için çalışarak kazandığı mal varlığına el koyarak...

Devletin şerefinin iki paralık olduğu bu hadiseler silsilesi, İttihatçıların hiç de ''milli'' olmadığının ve Osmanlı'nın sonunun 1923 sürecinde değil de 31 Mart sürecinde Abdülhamid Han'ın ve dolayısıyla Osmanlı'nın, kaderin dayattığı yenilgisiyle geldiğinin ispatıdır...

15 Temmuz 2013 Pazartesi

İşte Faiz Lobisi: Alman Bankasının Faiz Tehdidi!
















İktisatçı doktor Cemil Ertem'in 14 Temmuz 2013 tarihli, ''Finans oligarşisi rahatsız'' adlı yazısından: ''Haftanın son günü Alman Deutsche Bank, 'TCMB faiz yükseltmezse TL'de değer kaybı durmaz' açıklamasını yaptı. Deutsche Bank'ın açıklaması çok ilginç, merkez bankasının pes etmesinden falan bahsediyor. TCMB, pes edene kadar, yani politika faizini artırana kadar, TL baskı altında kalmaya devam edecekmiş. Şimdi kullanılan ifadelerden de anlıyoruz ki, ortada bir savaş var. Yani pes ettirmeye çalışmak, teslim almak falan...
Bunlar açıktan savaş dili...''


Yazının tamamı için link: http://haber.stargazete.com/yazar/finans-oligarsisi-rahatsiz/yazi-771787